Permisson ile ilgili cümleler ~ birolcakir.net

Permisson ile ilgili cümleler




May I have permission to go inside?
İçeri gitmek için izin alabilir miyim.

You shouldn't read people's private letters without permission.
İnsanların özel mektuplarını izin olmadan okumamalısın.

I have given him permission to do what he wants to do.
İstediğini yapması için ona izin verdim.

Can you get permission?
İzin alabilir misin?

He used her bike without asking permission.
İzin almadan onun bisikletini kullandı.

Thank you for granting your permission.
İzin verdiğiniz için teşekkür ederim.


No one is to leave without permission.
İzinsiz kimse ayrılmayacak.

He entered my room without permission.
İzinsiz olarak odama girdi.

You don't need my permission.
İznime ihtiyacın yok.

Should I have asked your permission?
İznini istemeli miydim?

Can I close the window? Yes, you can.

Pencereyi kapatabilir miyim? Evet kapatabilirsin.

Can I turn on the lights? No you can’t.

Işığı açabilir miyim? Hayır açamazsın.

Can I come in ? Yes please.

İçeri girebilir miyim? Evet lütfen.

Can you explain this question?

Bu soruyu açıklayabilir misiniz?

Can you give me your address?

Adresinizi bana verir misiniz?

May I come into the class? Yes, you may.

Sınıfa girebilirmiyim? Evet girebilirsin.

May I answer the question? No, you may not.

Soruya cevap verebilirmiyim? Hayır veremezsin.

May I use your dictionary? Yes, you may.

Sözlüğünü kullanabilirmiyim? Evet kullanabilirsin.

Could you please open the window?

Lütfen pencereyi açabilir misiniz

Could you  please explain the question?

Lütfen soruyu açıklayabilir misiniz?

Could I please help you ?

Lütfen sana yardım edebilir miyim?

You are allowed to play in the front garden.

Ön bahçede top oynayabilirsiniz

You are allowed to use a calculator during the exam.

Sınav sırasında hesap makinası kullanabilirsiniz

They allowed to take their books with them.

Kitaplarını yanlarında götürebilirler.

She is allowed to wear make up.

Makyaj yapabilir.

I was allowed to watch TV until late hours.

Geç saatlere kadar televizyon izleyebilirdim.

She was allowed to wear a uniform.

Üniforma giyebilirdi.

They were allowed to play football in the garden.

Bahçede top oynayabilirlerdi.

You were allowed to use a computer.

Bilgisayar kullanabilirdi.