İngilizce must ve have to cümleleri ~ birolcakir.net

İngilizce must ve have to cümleleri





Olumlu cümle

I must go.
Gitmeliyim.

He must do his homework every day.

Ödevini hergün yapmalıdır.

You must go home.

Eve gitmelisin.

Olumsuz cümle

You mustn’t park here.

Buraya park etmemelisin.

You mustn’t smoke here.

Burada sigara içmemelisin.

Have to / has to : Zorunda olmak

I have to go to work on time.

İşe zamanında gitmek zorundayım (zorunluluk başkaları tarafından konulmuş).

We have to pass our exams.

Sınavlarımızı geçmek zorundayız.

In winter, we have to wear thick clothes.

Kışın, kalın elbiseler giymek zorundayız.

She is late to airport, she has to take a taxi.

Havaalanına geç kaldı, taksi tutmak zorunda.

Olumsuz cümle

I don’t have to go to school today.

Bugün okula gitmek zorunda değilim.

He doesn’t have to learn French.

O Fransızca öğrenmek zorunda değil.

Soru cümlesi

Do you have to learn German?

Almanca öğrenmek zorunda mısın?

Yes, I have to.

Evet, öğrenmek zorundayım.

Does she have to learn English?

O, ingilizce öğrenmek zorunda mıdır?

Yes, she has to.

Evet öğrenmek zorundadır.

I had to go to Paris last year.

Geçen yıl Paris’e gitmek zorundaydım.

Soru kelimeleri ile örnekler

Where do you have to go?

Nereye gitmek zorundasın?

When do you have to go?

Ne zaman gitmek zorundasın?


I must go home now.
Eve gitmeliyim
I have to go home now.
Eve gitmem gerek
You must be quiet.
Sessiz olmalısın
I have to clean the kitchen.
Mutfağı temizlemem gerek- Çünkü annem öyle istiyor
I have to be quiet. I’m at the exam.
Sessiz olmam gerek/zorundayım. Sınavdayım
I have to /must get a visa to visit the USA.
ABDyi ziyaret etmek için vize almam gerek
His car broke down. John has to walk to work.
Arabası bozuldu. John işe yürümek zorunda
I am a secretary, but I have to make coffee for my boss. It’s not fair.
Ben bir sekreterim fakat patronuma kahve yapmak zorundayım. Bu adil değil
I had to walk to school yesterday.
Dün okula yürümek zorunda kaldım- past simple tense (geçmiş zaman
I don’t like having to get up early.
Erken kalkmak zorunda olmayı sevmiyorum. Have to –ing yapısında kullanılmıştır
You will have to work harder after you have a baby.
Bebeğin olduktan sonra daha sıkı çalışmak zorunda kalacaksın. Will future tense (gelecek zaman
We’ve got to buy a ticket.
Bir bilet almak zorundayız
He’s got to clean his room today.
Bugün odasını temizlemek zorunda
You haven’t got to go. You can stay if you like.
Gitmek zorunda değilsin.İstersen kalabilirsin