İngilizce reported speech cümleleri ~ birolcakir.net

İngilizce reported speech cümleleri






I am hungry. (Ben açım.)
She said she was hungry. O, aç olduğunu söyledi.)  


We are at school.(Biz okuldayız.)
She said they were at school.(O okulda olduklarını söyledi.)


I like concerts. (Ben konserleri severim.) 
Ali said; he liked conserts. (Ali konserleri sevdiğini söyledi.) 


Ayşe is smoking.(Ayşe sigara içiyor.)
Ali said; Ayşe was smoking.(Ali ayşenin sigara içtiğini söyledi.)


I am ruunnig. (Ben koşuyorum.)
Ahmet said he was running.(Ahmet, onun koştuğunu söyledi.)


We are speaking. (Biz konuşuyoruz.)
Johnny said they were speaking. (Johnny konuştuklarını söyledi.)


I visited my family. (Ben ailemi ziyaret ettim.)
Ahmet said he had visited his family. (Ahmet ailesini ziyaret ettiklerini söyledi.)


We played football at school. (Biz okulda futbol oynadık.)
Okan and Murat said they played football at school. (Okan ve Murat okulda futbol oynadıklarını söyledi.)


Ayşe drank milk. (Ayşe süt içti.)
Her mother said Ayşe had drunk milk. (Onun annesi Ayşe’nin süt içtiğini söyledi.)


I was fixing the apartment. (Ben daireyi tamir ediyordum.)
He said had been fixing the apartment. (O daireyi tamir ettiğini söyledi.)


My mother was cleaning the house. (Onun annesi evi temizliyordu.) (Ayşe, onun annesinin evi temizlediğini söyledi.)


They were chatting. (Onlar konuşuyordu.)
Murat and Okan said they had been chatting. (Murat ve Okan konuştuklarını söyledi.)


I have seen you. (Seni gördüm.
Ali said he had seen me. (Ali beni gördüğünü söyledi.)


The baby have cried. (Beben ağladı.)
Her mother said the baby had been crying. (Onun annesi bebeğin ağladığını söyledi.)


I have opened the door. (Ben kapıyı açtım.)
Murat said he had opened the door. (Murat kapıyı açtığını söyledi.)


I had seen you. (Ben seni görmüştüm.)
Murat said he had seen me. (Murat beni gördüğünü söyledi.)


We washed the the clothes. (Biz çamaşırları yıkadık.)
My parents said the had washed the clothes. (Benim ebeveylerim çamaşırları yıkadıklarını söyledi..)


Murat had seen that movie. (Murat o filmi izlemişti.)
Ayşe said Murat had seen that movie. (Ayşe, Murat’ın o filmi izlediğini söyledi.)


I will go home. (Ben eve gideceğim.)
Ali said he would go home. (Ali eve gideceğini söyledi.)


They will not join us. (Onlar bize katılmayacak.)
I said they wouldn’t join us. (Ben onların bize katılmayacağını söyledim.)


I will send a message. (Ben bir mesaj göndereceğim.)
Ayşe said she would send a message. (Ayşe bir mesaj göndereceğini söyledi.)


We can do this. (Biz bunu başarabiliriz.)
Obama said they could do that. (Obama, onların onu başarabileceğini söyledi.)


Ahmet can play the piano. (Ahmet piyano çalabilir.)
Murat said Ahmet could play the piano. (Murat, Ahmet’in piyano çalabileceğini söyledi.)


My sister can speak four languages. (Benim kızkardeşim dört dil konuşabilir.)
Tuba said her sister could speak four language. (Tuba kız kardeşinin dört dil konuşabildiğini söyledi.)


We couldn’t save her. (Biz onu kurtaramadık.)
The doctors said they couldn’t save her. (Doktorlar onu kurtaramadıklarını söylediler.)


I could run fast. (Ben hızlı koşabilirdim.)
My father said he could run fast. (Benim babam hızlı koşabildiğini söyledi.)


I could swim when I was three. (Ben üç yaşındayken yüzebilirdim.)
Ayşe said she could swim when she was three. (Ayşe üç yaşındayken yüzebildiğini söyledi.)


We may be late. (Biz geç kalabiliriz.)
The guests said they might be late. (Misafiler geç kalabileceklerini söyledi.)


She may be fired. (O kovulabilir.)
Ayşe said Tuba might be fired. (Ayşe, Tuba’nın kovulabileceğini söyledi.)


We may not get there. (Biz oraya varamayabiliriz.)
The tourists said they might not get there. (Turistler oraya varamayabileceklerini söylediler.)


We shouldn’t spend so much money. (Biz bu kadar para harcamamalıyız.)
Ali said they shouldn’t spend so much money. (Ali bu kadar para harcamamalrı gerektiğini söyledi.)


We should tell him everything. (Biz ona herşey söylemeliyiz.)
Ayşe said that they should tell him eveyrthing. 


I should stop smoking. (Ben sigarayı bırakmalıyım.)
Ali said he should stop smoking. (Ali sigarayı bırakması gerektiğini söyledi.)