İf clause Type conditionals cümleleri ~ birolcakir.net

İf clause Type conditionals cümleleri





If I listen to loud music, I always have a headache.

Gürültülü müzik dinlersem her zaman başım ağrır

If you freeze water, it turns to ice.

Eğer suyu soğutursanız, buza dönüşür

If you mix blue and yellow, you get green.

Mavi ve sarıyı karıştırırsan yeşil elde edersin


If / Whenever I am late, my father gets angry.

Eğer geç kalırsam / Her ne zaman geç kalsam, babam kızar

If it rains, the ground gets wet.
Yağmur yağdığında yer ıslanır.

The bell rings if you push this button.
Bu düğmeye bastığınızda zil çalar.

If you touch fire, your hands gets burnt.
Ateşe dokunursanız, eliniz yanar.

If you heat metal, it expands.
Metali ısıtırsanız genleşir.

If it rains, we will stay at home and sleep till noon.
Eğer yağmur yağarsa, evde kalır ve öğleye kadar uyuruz / uyuyacağız.

If you lend him some money, you may not get it back.
Eğer ona para verirsen, geri alamayabilirsin.

If my mother has prepared the meal. I’ll have my dinner. 

Eğer annem yemeği hazırlamışsa, yemeğimi akşam yerim.

Can you tell him to come home if you see him?
Onu görürsen, eve gelmesini söyleyebilir misin?

You will fail if you don’t study.
Çalışmazsan sınıfta kalırsın.

If he comes, take him upstairs.
Gelirse üst kata çıkar.

If they are still sleeping, tell them that they are fired.
Eğer hala uyuyorlarsa onlara kovulduklarını söyle.

If you should see Mr Fix in Istanbul, give him my regards. İstanbul’da Mr. Fix i görecek olursan, selamlarımı söyle.

If a war should break out, I may emigrate to Saudi Arabia. 
Bir savaş çıkacak olursa, Suudi Arabistan’a göç edebilirim.

If the enemy by any change attack this village, the villagers will counterattack them.
Eğer düşman bu köye saldıracak olursa, köylüler karşı saldırıda bulunacaklar.

If it rained, we would stay at home and sleep till noon.
Bir yağmur yağsa, evde kalır ve öğleye kadar uyuruz / uyurduk.

If you didn’t inform him, he couldn’t get out of trouble.
Eğer uyarmazsan, başı beladan kurtulmaz.

We might finish the work on time if they helped us.
Eğer bize yardım etseler işi zamanında bitirebiliriz.

If I were you, I would go to university and be a doctor.

Yerinde olsam üniversiyete gider ve doktor olurum / olurdum.

If she were ( was ) a man, she might protect her family.
Eğer erkek olsa, ailesini koruyabilir.

If it were to rain, we would stay a home and sleep till noon. Eğer yağmur yağacak olsa, evde kalır ve öğleye kadar uyuruz / uyurduk.

If you were to Mr. Fix in Istanbul, could you give him my regards.
Eğer Mr Fix’i İstanbul’da görecek olsanız, selamımı söyler misiniz?

The villagers would counter-attack them if the enemy by any change attacked this village.
Eğer düşman bu köye saldıracak olsa, köylüler karşı saldırıda bulunurlardı.

If it had rained yesterday, we would have stayed at home and slept till noon.
Eğer dün yağmur yağsaydı evde kalır ve öğleye kadar uyurduk.

If you hadn’t informed him, he couldn’t have gotten out of trouble.
Eğer uyarmasaydın başı beladan kurtulmazdı.

We might have finished the work on time if they had helped us last week.
Eğer geçen hafta bize yardım etselerdi işi zamanında bitirebilirdik.

If it were to have rained, we would have stayed at home and slept till noon.
Eğer dün yağmur yağmış olsaydı evde kalırdık ve öğleye kadar uyurduk.

If you hadn’t eaten those sour plums last night, you wouldn’t be ill now.
Dün gece o ekşi erikleri yemeseydin, şimdi hasta olmazdın.