Used to would farkı ~ birolcakir.net

Used to would farkı



USED TO

Türkçeye ‘-erdi, -irdi’ olarak çevrilebilen bu yapı, eskiden yapılan ya da doğru olan ancak şu anda yapılmayan ya da geçerli olmayan durumlarda kullanılır:
He used to smoke a pipe.
Eskiden pipo içerdi. (= ama şimdi içmiyor)
Aunt Betty used to live in Belgium.
Betty Hala (eskiden) Belçika’da otururdu. (= ama artık orada oturmuyor)
She used to like cats but one attacked her and she doesn’t any more.
Eskiden kedileri severdi ama kedinin biri ona saldırdı ve o da onları artık sevmiyor.
Olumsuz biçimi usedn’t to ya da used not to olarak varsa da günümüzde didn’t use to tercih edilir:
I didn’t use to like her.
Onu sevmezdim.
You didn’t use to like cream.
Krema sevmezdin.
Soru biçiminde ise, ya used başa getirilir ya da did ile kullanılır:
Used you to play football at school?/Did you use to play football at school?
Okuldayken futbol oynar mıydın?
Used you to work in banking?
Bankacılık sektöründe mi çalışıyordun?
Didn’t he use to listen to the news on television?
Televizyonda haberleri dinlemez miydi?
Used to, geçmiş zamanı anlatsa da bütün geçmiş zaman cümlelerinde kullanılamaz. Geçmişte belirli bir zamanda yapılanı, bunun ne kadar sürdüğünü ya da kaç kez yapıldığını anlatırken kullanılmaz:
I worked very hard last year.
Geçen yıl çok çalıştım. (= I used to work … denmez)
I lived in İzmir for five years.
Beş yıl İzmir’de oturdum. (= I used to live … denmez)
I went to Italy three times last year.
Geçen yıl üç kez İtalya’ya gittim. (= I used to go … denmez)
WOULD
Aşağıdaki kullanımlarından da anlaşılacağı gibi, Would'un bir çok farklı kullanım alanı ve anlamı vardır, aşağıda başlıkları ile farklı kullanım alanlarını ve Used to ile farkını açıklamaya çalıştım.
Rica ve isteklerde:
Would you pay me in cash, please?
Nakit ödeyebilir misiniz lütfen?

If you would just wait a moment, I’ll see if I can find her.
Bir dakika beklerseniz, bir bakayım onu bulabilecek miyim?

Teklif ya da davetlerde:
Would you like a sandwich?
Sandviç ister misiniz?

Would you like me to come with you?
Sizinle gelmemi ister misiniz?

Geçmişte alışkanlıklarda:
When we were children, we would go to the cinema every week.
Çocukken her hafta sinemaya giderdik.

Bu kullanımda would, used to anlamındadır. Ancak fiil, durum bildiren bir fiilse (have gibi) yalnızca used to kullanılır:
I used to have an old bike.
Eski bir bisikletim vardı. (= I would have … denmez)

Dolaylı anlatımda (reported speech) will yerine:
‘I’ll see you again tomorrow.’ = He said he would see me again the next day.
‘Yarın tekrar görüşürüz.’ = Ertesi gün tekrar görüşeceğimizi söyledi.

Olasılıklarda:
‘The guy on the phone had an Australian accent.’ ‘That would be Tom, I expect.’
‘Telefondaki çocuğun Avustralya aksanı vardı.’ ‘Bence o Tomdu.’

6Önerilerde:
Wouldn’t it be nice to go to the seaside?
Deniz kıyısına gitmek iyi olmaz mıydı?

Geçmişte gerçekleşmeyen durumları anlatırken:
The car wouldn’t start this morning.
Araba bu sabah çalışmadı.