present perfect tense konu anlatımı ~ birolcakir.net

present perfect tense konu anlatımı


OLUMLUSORUOLUMSUZ
I have workedHave I worked?I haven’t worked
ÇalıştımÇalıştım mı?Çalışmadım
You have workedHave you worked?You haven’t worked
ÇalıştınÇalıştın mı?Çalışmadın
He/she/it has workedHas he/she/it worked?He/she/it hasn’t worked
ÇalıştıÇalıştı mı?Çalışmadı
We have workedHave we worked?We haven’t worked
ÇalıştıkÇalıştık mı?Çalışmadık
They have workedHave they worked?They haven’t worked
ÇalıştılarÇalıştılar mı?Çalışmadılar


Bu zaman Türkçeye farklı biçimlerde çevrilir. Kimi zaman –mış bulunuyor (The government has resigned), kimi zaman –di, -dı (I’ve read the book), kimi zaman –miş, -mış (He has lost his keys), kimi zaman ise geniş zaman gibi (The house has been empty for a long time). Yapılması gereken, bu zamanın kullanımını çok iyi öğrenmek, mantığını iyi kavramaktır. En önemli özelliği, hem geçmişi hem de şimdiyi içermesidir. Adındaki present sözcüğünden de anlaşılacağı gibi, bu zaman esas itibarıyla ‘şimdi’ ile ilgilidir. Yani herhangi bir olay geçmişte bile başlamış olsa, hatta geçmişte bitmiş bile olsa şu an ile mutlaka bir ilgisi vardır. Bu zamanı doğru kullanmak için geçmişi ve şimdiyi aynı anda düşünmemiz gerekir:
I can’t go to the party because I have broken my leg.Bacağımı kırdığım için partiye gidemiyorum.
Bacağın kırılması geçmişte olsa da, önemli olan bacağın şu anda kırık olmasıdır. Yani geçmiş ile şu an bu zamanda buluşmaktadır. Bu cümle ‘I can’t go to the party because I broke my leg.’ biçiminde söylenmez.
Kullanıldığı yerler
1. Geçmişte başlamasına rağmen geçerliliğini sürdüren durumlarda:
We have known each other for a long time.Birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz.(= Uzun zaman önce tanıştık ve hâlâ tanışıyoruz.)
This flat has been empty for two years.Bu daire iki yıldır boş.(= Daire iki yıl önce boşaltıldı ve hâlâ boş.)
I have always walked to work.İşe hep yürüyerek gitmişimdir.(= Eskiden de yürüyerek giderdim şimdi de.)
She has always been good to me.Bana hep iyi davranmıştır.(= Hâlâ da iyi davranıyor.)
2. Geçmişte olmasına rağmen şu anda sonucunu gördüğümüz durumlarda:
My mother has cleaned the house.Annem evi temizledi.(= Ev şu anda temiz durumda.)
I have lost my bike.Bisikletimi kaybettim.(= Şu anda bisikletim kayıp.)
Have you washed your hair?Saçlarını yıkadın mı?(= Şu anda saçların temiz mi?)
3. Zaman içeren cümlelerde, eğer belirtilen zaman hâlâ bitmemişse:
I have read two books this month.Bu ay iki kitap okudum.(= Bu ay henüz bitmedi. Eğer bitseydi the simple past tense kullanılırdı: I read two books last month.)
A lot of things have happened during the 21st century.21. yüzyılda pek çok şey oldu.(= Hâlâ 21. yüzyılın içindeyiz.)
4. Geçmişte bir zaman verilmediği sürece, haberleri sunarken çoğunlukla bu zaman kullanılır:
The minister has said that the government’s economic policies are successful.Bakan, hükûmetin ekonomik politikalarının başarılı olduğunu söyledi.
There has been an explosion in London.Londra’da bir patlama oldu.
Ancak cümlede zaman verilirse elbette geçmiş zaman kullanılır:
There was an explosion in London half an hour ago.Yarım saat önce Londra’da bir patlama oldu.
5. Bu zaman ile yapılan cümlelerin birçoğunda ‘hayatında bugüne kadar’ anlamı vardır:
Have you ever driven a Ferrari?Sen hiç Ferrari kullandın mı? (= Hayatında bugüne kadar?)
He has never apologized for anything in his life.Hayatında hiçbir şey için özür dilememiştir. (= Bugüne kadar)
6. Kullanılan zamana göre cümlenin anlamı değişir:
My mother has done a lot for me.Annem benim için çok şey yapmıştır. (= Annem hayatta)
My mother did a lot for me.Annem benim için çok şey yaptı. (= Annem hayatta değil)
7. This is the first/second/third … gibi ifadelerle kullanılır:
This is the third time that I have lost my keys.Bu, anahtarlarımı üçüncü kaybedişim.
This is the fourth hamburger you have eaten this evening.Bu, bu akşam yediğin dördüncü hamburger.
8. Sıfatların en üstünlük (superlative) dereceleriyle kullanılır:
You are the most beautiful girl I have ever met.Sen, hayatımda tanıdığım en güzel kızsın.
This is the highest building I have ever seen.Bu, hayatımda gördüğüm en yüksek bina.
for/since
Bu zaman ile yaygın olarak just, ever, already, yet, never, recently, lately, up to now, so far, for, since, since then gibi zaman zarfları kullanılır. Ancak unutulmamalıdır ki bu sözcüklerden bazıları başka zamanlarla da kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu sözcükler söz konusu olduğunda, kullanılacak zaman mutlaka present perfect olmayabilir. Bunlar içinde kullanımı en çok karıştırılan for ve since’i inceleyelim. Eğer geçen süre söz konusu ise for, sürenin başlangıcı belli ise since kullanılır. Örneğin, for two weeksdendiğinde, geçen süre söz konusudur ancak bu sürenin ne zaman başladığı belli değildir. Since Junedendiğinde ise, geçen süre belli olmayıp sürenin ne zaman başladığı bellidir. İkisinden hangisinin kullanılması gerektiği ile ilgili bir de pratik bir yol vardır. Türkçeye hem ‘-den beri’ hem de ‘-dir, -dır’ olarak çevrilebilen durumlarda for, yalnızca ‘-den beri’ olarak çevrilebilen durumlarda ise since kullanılır:
I’ve been working for this company for 3 years.3 yıldır/yıldan beri bu şirkette çalışıyorum.
I’ve been working for this company since May.Mayıstan beri bu şirkette çalışıyorum.(‘Mayıstır çalışıyorum.’ denmez.)
Ekrem Uzbay’ın Notu…
Bu zamanla ilgili gözlemlediğim bazı yanlış anlamaları burada düzeltmek istiyorum:
1) Bu zaman anlatılırken ‘Türkçede böyle bir zaman yoktur’ ya da ‘Türkçede bu zamanın karşılığı yoktur’ diye söze başlanır. Bu yanıltıcı bir ifadedir. Eğer bu zamanda yazılmış bir cümle Türkçeye çevrilebiliyorsa karşılığı var demektir. Ayrıca İstanbul Türkçesinde olmasa bile Anadolu Türkçesinde karşılığı vardır. Mesela hayatında hiç havyar yememiş bir kişi şöyle der: ‘Benim havyar yemişliğim yoktur’. Bu ifade aslında the present perfect tense ifadesidir. Geçmişte de yemedim, şimdi de.
2) ‘Geçmişte başlamış ve hâlâ devam eden durumları anlatırken bu zaman kullanılır’ ifadesi de yanıltıcıdır. Mesela ‘I live in Istanbul’ cümlesi geniş zamanla yazılmıştır ve içinde ‘geçmişte başlamış ve hâlâ devam eder’ ifadesi vardır. ‘We are watching TV’ cümlesi şimdiki zamanla yazılmıştır ve aynı ifade bu cümlede de vardır. Dolayısıyla ‘geçmişte başlamış ve hâlâ devam eder’ ifadesi kullanılırken çok dikkatli olmak gerekir. Öğrenciler, bu ifadenin sadece the present perfect tense’e ait olduğunu sanmaktadırlar.
3) İçinde her for, since, just, yet, already, before, ever geçen cümlelerin sadece bu zamanla yapıldığı sanılmaktadır. Bu yanılgıları senaryolarla düzeltelim:
Senaryo 1: Diyelim ki eskiden Ankara’da iki yıl oturduk ve bunu ifade etmek istiyoruz: ‘We lived in Ankara for two years.’ demeliyiz.
Senaryo 2: Diyelim ki yarım saat uyuyacağımı anlatmak istiyorum: ‘I’m going to sleep for half an hour.’demeliyiz.
Senaryo 3: Diyelim ki ev aldığımızda üç yıllık evli olduğumuzu anlatmak istiyoruz: ‘We had been marriedfor three years when we bought a house.’ demeliyiz.
Görüldüğü gibi for sözcüğünü the present perfect tense’den başka üç zamanla kullandık.
Şimdi de ever ile ilgili örnekler verelim:
Senaryo 1: Diyelim ki siz sabahları hep 7’de kalkan birisiniz. Ben size ‘Hiç 5’te kalktığınız olur mu?’ diye sormak istiyorum: ‘Do you ever get up at 5?’
Senaryo 2: Diyelim ki yurtdışına tatile gidip döndünüz ve arkadaşlarınıza her sabah 7’de kaldırıldığınızı anlatıyorsunuz. Arkadaşlarınızdan birisi size ‘Hiç 5’te kalktığınız oldu mu?’ diye sormak istiyor: ‘Did youever get up at 5?’
Senaryo 3: Diyelim ki her sabah 7’de kalkan birisiniz ve ben size ‘Hayatınızda bugüne kadar hiç 5’te kalktığınız oldu mu?’ diye sormak istiyorum: ‘Have you ever got up at 5?’
go/been to
Türkçede ‘gitmek’ diye ifade ettiğimiz her durum, İngilizcede yalnızca go fiili ile ifade edilmez. Eğer bir yere gidilmiş ve geri dönülmüşse been to kullanılmalıdır. Kişi, söz konusu yere gitmek üzere yolda ya da oradaysa, yani daha dönmemişse go fiili kullanılır:
He has gone to Paris.Paris’e gitti. (= Şu anda ya yolda ya da orada)
He has been to Paris.Paris’e gitti. (= Gitti ve geri döndü; şu anda burada)
Dolayısıyla birisine bir yere gidip gitmediğini soracaksak been to kullanılmalıdır:
Have you ever been to Paris?Paris’e hiç gittin mi? (= Have you ever gone to Paris? denmez)
been to/been in
Varsayalım ki şu anda İstanbul’dayım ve daha önce İspanya’ya gittiğimi anlatmak istiyorum:
I have been to Spain.İspanya’ya gittim. (= Gittim ve döndüm; şu anda İstanbul’dayım)
Yine İstanbul’dayım ve doğduğumdan beri burada olduğumu anlatmak istiyorum:
I have been in Istanbul since I was born.Doğduğumdan beri İstanbul’dayım. (= Zaten İstanbul’dayım)