Living in a new flat - ingilizce kısa okuma parçası ~ birolcakir.net

Living in a new flat - ingilizce kısa okuma parçası


A:    Hi, Eve. I heard that you finally moved into your new flat last week. 
       ( Merhaba,Eve. Geçen hafta, sonunda yeni dairene taşındığını duydum. )

B:    Yes, it's great. It's quite small but it has a big balcony. I'm really happy with it. 
       ( Evet, çok güzel bir daire. Oldukça küçük ama büyük bir balkonu var. Çok memnunum. )

A:    Do you live near Jason? He lives in the city centre too. 
       ( Kaldığın yer Jason'un yakınında mı? O da şehir merkezinde oturuyor. )

B:    Yes, he's got a small house opposite me. 
       ( Evet,benim karşımda küçük bir evi var. )

A:    Where's Shirley living these days? 
       ( Shirley nerede oturuyor bu günlerde? )

B:    Didn't you hear? She found an old houseboat on the canal. 
       ( Duymadın mı? Eski bir yat evi buldu kanalda. )

A:    Really? 
       ( Gerçekten mi? )

B:    Yes, it's lovely actually. It's quite spacious and of course it's really cheap. 
       ( Evet, çok güzel hatta. Oldukça geniş ve tabi çok ucuz. )

A:    I want to move to the countryside. I need some peace and quiet. 
       ( Ben de şehir dışına taşınmak istiyorum. Biraz huzura ve sessizliğe ihtiyacım var. )

B:    You should talk to Harry, he moved a few months ago. Now he lives in a stone cottage near a river. It's beautiful. 
       ( Harry ile bir konuşmalısın. Birkaç ay önce taşındı. Şimdi nehir kenarında taştan yapılı bir yazlık evde kalıyor. Güzel bir ev. )

A:    Does Dianne still live in that two-bedroom flat near the post office? 
       ( Dianne hala şu postane yanındaki iki yatakodalı dairede mi kalıyor? )

B:    No, remember she got that really good job last year? Well, now she's living in a big house with a swimming pool. 
       ( Hayır, hatırlasana geçen yıl gerçekten iyi bir işe girmişti.Şimdi yüzme havuzlu büyük bir evde oturuyor. )

A:    Wow! What about Paul? 
       ( Vay be!Ya Paul? )

B:    He still lives with his parents in their farmhouse. He works on the farm with his dad. 
       ( Çiftlik evlerinde ailesiyle kalıyor. Babasıyla çiftlikte çalışıyor. )