At the party

At the party


      

B:    I came here with my colleague, Sam. I'm not sure if you know him. He's over there wearing the red shirt. 
       ( Buraya işarkadaşım Sam ile geldim. Onu tanıyıp tanımadığından emin değilim. İleride kırmızı gömlek giyen. )

A:    Oh Sam! I used to work with him. 
       ( Aa Sam! Onunla beraber çalışmıştık. )

B:    What a coincidence! It is a small world, isn't it? 
       ( Ne tesadüf. Dünya küçük değil mi? )

A:    Yes, it is! I haven't seen Sam for years. We got on really well when we worked together. I must go and say hello in a moment. 
       ( Evet, Sam'i yıllardır görmedim. Beraber çalışırken gerçekten iyi anlaşırdık. Birazdan gidip, selam vereyim. )