Throw İle İlgili Cümleler ~ birolcakir.net

Throw İle İlgili Cümleler


throw  /Өroo/
threw  /Өruu/
thrown  /Өroon/
atmak, fırlatmak, atmak, fırlatmak, bırakmak, koymak, vücudunu veya bir bölümünü aniden ve hızla hareket ettirmek, itmek, kakmak, düşürmek; aniden fırlatmak/sarsmak, afallatmak, neye uğradığına şaşırtmak, sersemletmek; kafasını karıştırmak, ışık/gölge yapmak; gölge/ışık oluşturmak/vermek/yansıtmak.

Amy threw the ball to the dog.

He threw the book at the wall.

[+ two objects]
Throw me a chocolate.

How far can you throw?

He threw his clothes on the floor and got into bed.

She threw her arms around the child.

Gabriela threw herself onto the bed and started to cry.

[often passive]
 The bus suddenly stopped and we were thrown forward.

It threw me completely when he asked me to marry him.

The trees threw shadows across the road.